Baar'ın; çektiği fotoğraflar burada,internette gezdiği sayfalar burada,ziyaretçi yorumları için açtığı sayfa da burada.
03.10.09
Londra'dayım...
28 Eylül'den bu yana Londra'dayım... Şehirle ilgili yazmak için biriktirdiğim notları bitirir bitirmez bilgisayarın başına geçeceğim. Şimdilik sadece 3 fotoğraf. Görüşmek üzere...
23.9.09
Ne kadar MOJO'sun?
Dokuz Eylül Üniversitesi'nin "güzelim" Güzel Sanatlar Fakültesi'nde okurken, fotoğraf çekmekten ve kütüphanede TIMES yıllıklarına bakmaktan başka hiçbir şey yapmazken bir gün ansızın olan oldu! Kendimi Milliyet'te buldum... Yıl 1997... Milliyet'in İzmir Bürosu, gazeteciliğe hevesli öğrencileri bir araya getirip yerel ölçekte yayımlanan ek (veya ilave) için yeni soluklar arıyordu. Ben ve Alfa, hemen okulun yanındaki Milliyet Bürosu'na geldik ve başladık fotoğraf çekmeye... Günün birinde Alfa, bıraktı gitti... Böyle bir sene kadar geçti geçmedi bir gün büroda "internetli bilgisayar" olduğunu farkettim. İNTERNETLİ BİLGİSAYAR! O zaman benim için büyük icat! Oturdum bilgisayarın başına, el yordamı, göz yordamı internette gezindim. İnternette gezindim dediğim de altı üstü iki sayfaya girebildim. Birisi bir zamanların eşsiz arama motoru ALTAVISTA diğeri de bir chat sitesi... O gün karşılaştığım eşsiz teknolojiyi arkadaşlarıma da anlattım ve yapılan tartışmaların ardından Amerika'nın Türkleri izlemek için internet denen zilleti icat ettiğine karar verdik! Tam olarak hatırlayamasam da ilerleyen aylarda bizim eve de "internetli bilgisayar" geldi. Hani köye yol gelir, elektrik gelir, su gelir... İnternetli bilgisayarın evimize gelişi büyük heyecan yarattı. (Şu büyük heyecan yarattı tamlaması var ya, haberlere yaza yaza dilime, elime yapıştı, yeminle! Bir abartma göstergesinden başka hiçbir şey değil yoksa...) O dönemde bilgisayarlar çok pahalı, babam toplama bir bilgisayar buldu ve eve kurduk. Yani özetle yıllardır interneti aktif olarak kullanan birisi olarak diyorum ki, NEDEN bu MOJO'yu daha önce düşünemedim. Mobile Journalism (MOJO) ilk kez 2005'te Amerika'da uygulanmaya başlamış. Sonra gerisi çorap söküğü gibi gelmiş...
Patricia Nazario, a "mobile journalist" from KPCC Radio in Los Angeles, reports from the back of a pick up truck
Serbest çalışan muhabirler kendi imkanlarıyla topladıkları haberleri internet sitelerinde yayınlıyorlar. Bu kendi imkanları noktası çok önemli. Çünkü, haber kaynağı senden, habere gitmek için kullanılacak otomobil senden, haberi yazacağın bilgisayar senden ve nihayet haberi yayınlacağın internetsitesi yine senden..! Bu profile göre benim MOJO olabilme ihtimalim sıfır. Bana göre, Türkiye'de çalışan muhabirlerin daha çok blog sayfası ve kişisel web sitesi açması gerekiyor. Gazete tirajlarına ve mesleki kariyer önündeki bazı engelleri göz önünde bulundurursak muhabirler, "blog açtığı için köşe yazarlığına soyunmakla" suçlanmamalı. Muhabirleri sevelim, sevilelim!
22.9.09
Bekle beni London!
USA Today gazetesine göre, özellikle yüksek eğitimli Çinliler ABD'yi giderek yükselen hızla terk ederek Çin'e dönüyor. China Daily gazetesinde yer alan bir değerlendirmede ise küresel krizin etkileri yanında, ABD'nin bilim ve teknoloji gibi alanlarda mutlak üstünlüğünü kaybetmesi beyin göçünün asıl nedenleri olarak gösterildi. Gazeteye göre, yüksek donanımlı Hintliler de ülkelerine göçüyor. Ben de bir kaç gün sonra İngiltere'ye göçüyorum. Gerçi benimki 84 güncük bir göçme... Hem İngilizce hem de mesleki eğitim alacağım Londra'dan bu sayfa aracılığıyla gelişmeleri aktaracağım! İngilizler ne yer, ne içer, en çok kime güler, kimi dinler, ne okur, ne yazar... 28 Eylül'den itibaren Londra yayını başlıyor. Bana iyi yolculuklar, size güzel günler!
12.8.09
Hiçliğin ortasında
Bu yol, ÖSS'de iller sıralamasında birinci olan Karaman'ı Ankara'ya bağlıyor. Karaman'da bir tane bile özel lise yok. Karamanlı öğrenciler ile konuştuğumda bana, "Bu şehirden çıkmanın tek yolu ÖSS" demişlerdi. Ankara'ya dönüşte çekmiştim bu fotoğrafı... Yer ile gök arasında bir yol...
10.8.09
Leopar Deseni ve Nimet Çubukçu
Yıl 2002... Milli Eğitim Bakanlığı'nın haberlerini yazmakla görevlendirildim. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nu 1 hafta görebildim arkasından Necdet Tekin bakan oldu. Tekin'i Erkan Mumcu, Mumcu'yu Hüseyin Çelik izledi. Çelik de görevini Nimet Çubukçu'ya devretti. Başbakan Erdoğan'ın kabine revizyonu sonrası Devlet Bakanlığı'ndan Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilen Nimet Çubukçu da bugünlerde elbiseleriyle oldukça ön plana çıkıyor. Milletvekilliğinin ilk günlerinde sıradan, gösterişsiz elbiseler giyen Çubukçu, Ocak 2008'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Şam'a uğurlarken giydiği leopar desenli kabanıyla bir konuşuldu, bir konuşuldu... Gül, basın toplantısının ardından apronda uçağa doğru ilerlerken hemen arkasındaki "kalabalık heyette" leopar desenli kaban giyen Çubukçu da vardı. Ertesi gün Milliyet'e rutin bir "Gül, Şam'a gitti" haberinin yerine "Leopar desenli bakan" haberi yayımlandı. İlerleyen günlerde Çubukçu'nun kabanı üzerine yazıldı, çizildi...
Çubukçu'nun Meclis'e girdiği ve Devlet Bakanı olduğu ilk günler...
Çubukçu'nun, Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra eğitim muhabirleriyle yaptığı toplantıda bu haberden söz açıldı. Elbiselerine ilişkin yapılan haberlerden ne kadar rahatsız olduğunu anlatırken, "Bu, erkek egemen yazı işlerinin bakışıdır" dedi. Yazı işlerindeki erkeklerin çoğunluğu yadsınamaz tamam ama Çubukçu, "kabine tarihinde ilk leopar desenli kaban giyen" kadındı. Leopar, vahşiliği, saldırganlığı simgelemez mi? Leopar desenli elbiseleri tercih eden kadınların, cinselliklerine vurgu yaptığı söylenemez mi? Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarında türban tartışması sürerken, leopar desenli kaban giyen bir bakanın haberinin yapılmaması mümkün mü? Çubukçu'nun giyim tarzındaki farklılık çok dikkat çekici... Milletvekilliğinin ilk dönemlerinde soluk, göze çarpmayan renkler seçen Çubukçu, şimdilerde elbiselerini oldukça yüksek topuklu ayakkabılar, kalın kemerler ve fularlarla tamamlıyor. Değişimi görmek için moda editörü olmak gerekmiyor. Kadın, kadını anlar. Bir arkadaşım şöyle demişti, "Bir kadının statüsü veya maaşı arttıkça topuklarının boyu da o derece yükselir." Bilemiyorum, maaşım artsın, sonra bakacağım...
Bazı gazetelerin moda editörleri Çubukçu için "stil ikonu" diyor.